1. HABERLER

  2. SAADET PARTİSİ

  3. Diyanet ve tasavvuf erbabı adımlar atmalı
Diyanet ve tasavvuf erbabı adımlar atmalı

Diyanet ve tasavvuf erbabı adımlar atmalı

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, "İnsanları aldatmak isteyenler her kılığa girebiliyorlar bundan dolayı hem tasavvuf erbabının hem diyanetin bir takım adımlar atmasına ihtiyaç var" dedi.

A+A-

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, haftalık değerlendirme toplantısında açıklamalarda bulundu. Karamollaoğlu, "Kendini tasavvuf şeyhi gibi takdim eden bir meczup ülkemizin gündemine girdi. Burada görev herkese düşüyor. İnsanları aldatmak isteyenler her kılığa girebiliyorlar bundan dolayı hem tasavvuf erbabının hem diyanetin bir takım adımlar atmasına ihtiyaç var. Tasavvuf demek nefis terbiyesi demektir. İslam’ın özünün yaşanmasıdır, güzel ahlaktır, mahviyet sahibi olmaktır. Tasavvuf saraylarda, ihtişamlı binalarda oturarak hayat bulmaz." dedi.

 

İZMİR'İN KURTULUŞU HER DAİM HATIRLATILMALI

Karamollaoğlu, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunun 98. yıl dönümü ilişkin, “9 Eylül 1922’de ülkemizi işgal eden düşman kuvvetleri İzmir’den denize dökülmüş, bu coğrafyanın bağımsızlığı tescillenmiştir. Bu tarihi gün ülkemiz ve İslam coğrafyasında emelleri olan emperyalizme ve ırkçı siyonizme her daim hatırlatılmalı, bağımsızlık konusunda asla taviz vermeyeceğimiz unutulmamalıdır.” dedi.

YUNANİSTAN 9 EYLÜL'Ü UNUTMAMALI

“Egemenlik haklarımızdan ve bağımsızlığımızdan bir nebze dahi taviz vermeyeceğimizi herkes bilmelidir.” diyen Saadet Partisi Lideri Karamollaoğlu, şöyle konuştu:

 

“Doğu Akdeniz’de yaşananlar, Yunanistan ve Fransa’nın tavrı hatta AB’nin uluslararası bütün kuraları bir kenara iterek takındığı tavrı anlamak mümkün değildir. Yunanistan 9 Eylül’ü unutmamalı. Bu sebeple 9 Eylül’ü Yunanistan bir daha hatırlamak mecburiyetindedir. Türkiye’nin burada göstermiş olduğu tavrı desteklediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum. Mavi Vatan mefhumu önemli bir mefhumdur biz Mavi Vatan’a sahip çıkmakla mükellefiz. Ege Denizi bir Yunan denizi haline gelemez bu girişimde bulunmak ateşle oynamak manasına gelir. 9 Eylül biraz geri de kaldığı için belki unutmuş olabilirler ama 1974 yakın tarihimizdir bunu da unutmamaları gerekir. Türkiye Doğu Akdeniz’de ki haklarından hiçbir zaman vazgeçmemelidir vazgeçmeyecektir de…”

BİZİ DESTEKLEYEN BİR TEK İSLAM ÜLKESİ KALMAMIŞTIR

AK Parti iktidarının dış politikasına eleştirilerde bulunan Karamollaoğlu, “Yanlış politikalar bizim yalnız kalmamıza sebep vermiştir. Bizi destekleyen bir tek İslam ülkesi kalmamıştır. Dış politikada gösterdiğimiz acziyetin bir neticesidir. Haklı bir durumda bile desteğiniz almamız gereken ülkelerin desteğini alamıyoruz bu bir beceriksizliktir.” diye konuştu.

GENÇLERİMİZİ DEVASA PROBLEMLER ALTINDA EZİLİYOR

Türkiye’de gençlerin umutsuz ve mutsuz olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, şunları kaydetti:

“Ne diyordu Ahmet Hamdi Tanpınar Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor. Ülkenin dertleri o kadar devasa bir hal aldı ki gençlerimiz bu devasa problemler altında adeta eziliyor.

 

GENÇLERİ ANLAYAN TEK SİYASİ PARTİ SAADET PARTİSİ'DİR

Bakınız son yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de gençlerin durumu yüzde 76,2'si yurt dışında yaşamak istiyor. Yüzde 77,6'sı torpilin yetenekten üstün tutulduğunu düşünüyor. Yüzde 50,5'i mutlu olmadığını ifade ediyor. Yüzde 81,3'ü yetişkinlerin kendilerini anlamadığını düşünüyor. Bugün gençleri anlayan tek siyasi parti Saadet Partisi’dir. Çünkü biz gençlerin dertlerini de bu dertlerin nasıl çözüleceğini de biliyoruz.

 

GENÇLERİMİZ NASIL MUTLU OLSUN

Gençlerimizin Türkiye’den bu denli ümidini kesmesinin sebebi mevcut ekonomik, sosyal ve ahlaki durumdur. Türkiye’de 20–24 yaş grubu için işsizlik oranı yüzde 23,8. 2019- 2020 eğitim öğretim yılında mesleğine kavuşamayan öğretmen sayısı yarım milyon. 5 milyon öğrenci de kredi borçlusu durumunda. Kredi borcunu ödeyemeyen 280 bin öğrenciye haciz uygulandı. Şimdi böyle bir atmosferde gençlerimiz nasıl mutlu olsun? Gençlerimiz nasıl bu ülkede yaşamak istesin? Bu tablonun müsebbipleri biraz olsun utanırlar mı bilmiyoruz fakat biz ne yapıp edip gençlerimizi geleceğe emin adımlarla taşımak için gayret göstermeliyiz.”

 

18 YILDA ÇÖZEMEDİĞİNİZ PROBLEMLERİ ÖNCEKİ İKTİDARLARA FATURA EDEMEZSİNİZ

Türkiye’de kutuplaşmaya değinen Karamollaoğlu, “Türkiye’de kutuplaşmanın zirveye çıktığı bir noktada. Meselelerin müzakere edilemediği bir ortamda. Farklı fikirlerin hainlikle itham edildiği bir ortamda Türkiye’nin problemlerini çözmek mümkün değil. Bunu anlamıyorlar tam 18 yıl oldu. Geçmiş iktidarlara artık bahane bulamazsınız. 5 kere iktidara siz geldiniz. Şimdi tutup da 18 yılda çözemeyeceğiniz problemleri daha önceki iktidarlara fatura edemezsiniz. Sizin 18 yıllık maceranızın faturası bu işleri beceremeyeceğinizin belgesi. Lafla peynir gemisi yürümez.  Meşhur bir söz var kellim kellin la yenfa yani söylersin söylersin hiçbir fayda sağlamaz.

GÜNDEM KALMAYINCA ISITIP ISITIP İDAMI KONUŞUYORLAR

Karamollaoğlu, son günlerde gündeme getirilen idam cezası tartışmalarına ilişkin, “Türkiye’de iktidar ve ortağı ekonominin, dış politikanın, pandeminin, eğitimin konuşulmaması için her hafta bir gündem ortaya atıyorlar. Gündem kalmayınca da ısıtıp ısıtıp idam meselesini konuşuyorlar. Arkadaşlar Türkiye’nin problemleri idamla çözülmüş olsaydı şimdiye çoktan çözülmüş olurdu. Türkiye'de adalet kamil manada tesis edilmeden idam getirirseniz haksız yere bir sürü insanın ölmesine sebep olursunuz.

 

MESELE İDAM DEĞİL EKONOMİK VE SOSYAL BUHRANDIR

Türkiye’nin meselesi idam değil yaşanan siyasi, ekonomik ve sosyal buhrandır. Bugün yaşanan toplumsal infial idam cezası ile değil Türkiye’nin normalleşmesi ile çözülebilir. Ziya Paşa der ki; Çok tel kırılır sine-i kanun-ı cihanda. Na-ehline mızrab-ı tasarruf verilince. Yani layık olmayanlara yetki ve tasarruf mızrabı verilirse, bu dünya kanununda çok tel kırılır, işler kötüye gider.” değerlendirmesinde bulundu.

 

DİYANET'İN BİR TAKIM ADIMLAR ATMASINA İHTİYAÇ VAR

Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu, son günlerde artan istismar hadiselerini şu sözlerle yorumladı:

“Memleketimizde hoş olmayan bir takım hadiselere de şahit oluyoruz. Kendini tasavvuf şeyhi gibi takdim eden bir meczup ülkemizin gündemine girdi. Burada görev herkese düşüyor. İnsanları aldatmak isteyenler her kılığa girebiliyorlar bundan dolayı hem tasavvuf erbabının hem diyanetin bir takım adımlar atmasına ihtiyaç var.

 

TASAVVUF İHTİŞAMLI BİNALARDA OTURARAK HAYAT BULMAZ

Tasavvuf demek nefis terbiyesi demektir. İslam’ın özünün yaşanmasıdır, güzel ahlaktır, mahviyet sahibi olmaktır. Tasavvuf saraylarda, ihtişamlı binalarda oturarak hayat bulmaz. Geçmişte sultanlardan birisi meşhur bir şeyh efendinin ziyaretine sık sık gidermiş, şeyh efendi de bu ziyaretlerden memnun olmazmış ama bir şey diyemezmiş. Bir gün sultan sormuş efendim bir arzunuz var mı diye? Şeyh efendi demiş ki var da sen yerine getiremezsin demiş sultana. Tabi sultan bozulmuş nasıl olur da bir sultan talebi yerine getiremez. Sonunda şeyh efendi demiş ki sultana evladım talebimi yerine getirmek istiyorsan buraya gelme çünkü sen buraya geliyorsun, ikramlarda bulunuyorsun talebelerin kalbi dünyalığa kayıyor.

 

TASAVVUF, ELİMİZİN TERSİYLE İTEBİLECEĞİMİZ BİR ANLAYIŞ DEĞİL

Tasavvuf ehlinin tavrı böyledir dünyevi menfaatlere kapılarak tasavvuf ehli olunmaz. Tasavvuf elimizin tersi ile itebileceğimiz bir anlayış değildir. İslam’ın ruhudur adeta. Biliyorsunuz tasavvuf bizim kültürümüzün önemli bir parçasıdır.  Çünkü bu yol Şah-ı Nakşibendilerin, Ahmet Yesevilerin, Mevlana Celaleddin Rumilerin, Hacı Bektaşların, Hacı Bayramların yoludur.Biz onları örnek olarak alır onların ahlakı ile ahlaklanmayı dert ediniriz.”

milligazete.com.tr

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.